NASREDDİN HOCA FIKRALARI -2-



NASREDDİN HOCA FIKRALARI  3


...:..: Kaybolan Ayaklar :..:...

Çocuklar bir gün dere kenarında oynuyormuş.Nasreddin Hoca’yı gören çocuklar, ‘hadi Hoca’ya şaka yapalım’ demişler.Çocuklar ayaklarını birbirine dolaştırıp:
- Hocam ayaklarımız karıştı, bulamıyoruz, demişler.Hoca şöyle bir bakmış eline bir sopa
almış.Çocukların ayaklarına ufaktan dokunmaya başlamış.Çocuklar hemen ayaklarını çekmişler. Hoca:
- Gördünüz mü? Nasıl da buldunuz ayaklarınızı, demiş.

::Bu Kediyse Et Nerede?::

 

 

...:..: Kibir Yok :..:...

Nasreddin Hoca'ya yapilan sakalar tukenip bitmezdi. Aksehir'liler bir gun Hoca'ya takilir ve sorarlar.
-Hocam senin evliyalar katinda ulu bir kisi oldugun soylenir asli var midir?
Hoca'nin boyle bir iddiasi elbette yoktur ama bir kere soruldu ya cevaplar;
-Her halde oyle olmali.
-Boyle kisiler zaman zaman mucizeler gostererek bu ozelliklerini herkese kanitlar. Hoca madem kabullendin goster bir mucize gorelim!
Hoca;
-Pekala simdi size bir numara yapalim der karsisinda durmakta olan cinar agacina;
-Ey ulu cinar cabuk yanima gel!...
Tabii ne gelen agac var ne giden. Hoca yurumeye baslar agacin yanina varir. Aksehir'liler;
-Ne oldu Hoca agaci getiremedin, kendin oraya gittin! diye gulunce,
Hoca;
-Bizde kibir yoktur, dag yurumezse abDal yurur der. 

 

...:..: Kör Döğüşü :..:...

Nasreddin Hoca, gençliğinde dilenen bazı insanlar görür. Epey bir zaman adamları inceler.
Dilenciler kör oldukları için çevredeki insanlar onlara pek çok yardım verirler.
Fakat dilenciler bir türlü doymak bilmezler.
Hoca, dilencilerin yanlarına yaklaşır. Cebinden para kesesini çıkartıp şakırdatır. Sonra dilencilere:
-- Alın bu paraları da aranızda bölüşün, diyerek yanlarından uzaklaşır.
Adamları tekrar gözlemeye başlar.
Kör dilenciler, para kesesinin içlerinden birine verildiğini sanarak parayı kapmak için birbirlerine girerler:
-- Kese sende!
-- Ben de yok sende!
--Çabuk benim payımı verin, yoksa ben size yapacağımı bilirim! gibi sözlerle açgözlü dilenciler, birbirlerine vurmaya, küfretmeye başlarlar ama keseyi de bir türlü ele geçiremezler.
Hoca bunları gözlerken:
-- Hey gidi açgözlü iki dünya körleri hey! diye söylenirken biri:
-- Ne oluyor Hoca? diye soru sorar. Hoca:
-- Ne olacak, kör döğüşü nedir bilmiyorsan öğren, der.

...:..: Kuyuya Düşen Ay :..:...

Bir gece Nasreddin Hoca kuyudan su almaya gider.Bakar ki ay kuyuya düşmüş. Hoca:
– Kadın kadın, diye hanımına bağırır. ‘Bana çabuk birkanca getir yoksa ay boğulup ölecek’.

Karısı kancayı getirir. Nasreddin Hoca kancayı kuyuya atar çeker çeker kanca gelmez.Hoca, ‘galiba ay’ı tuttum’ der. Kancanın ipi gerilir gerilir ve kopar. Sırt üstü düşen Nasreddin Hoca gökyüzünde ay’ı görür.

-Düştük düşmesine ama ayı da kurtardık, der

 

...:..: Mısıra Kadı Oldu :..:...

Bir gun Hoca, gene esegini kaybeder. Eee, bu kacinci! Gayri canina 'tak' eder. "illalah bu tas kafalinin elinden! Aklini basina alsin da, biraz da o beni arayip bulsun!" diye soylenir. Suradan suraya adimini atmaz.
Aradan aylar, gunler gecer. Korolasi ne doner gelir, ne bir kuru selam gonderir. Gunlerden bir gun Hoca esekler basi Deli Omer'i gorur: "Bu herifin azicik kulagi deliktir. Sunun bir agzini ariyayim!" der, nasil ararsa arar. O da:
-Duymadin mi, der; senin esek Misir'a kadi oldu!
Bunu duyunca, Hoca basini sallar:
-Tevekkeli degil; ben bizim comeze ders verirken, o da kulaklarini dikip dinliyordu! der. 

 

...:..: Nerelere Kadar ? :..:...

 

...:..: Ömrüm Yeterse :..:...

Hoca, küçük yasta da beklenmedik şakalar yapar, etrafindakileri şaşırtırmış. Anası terzi çıraklıgına vermis onu. Bir, iki yıl derken, kadıncağız sormuş:
"Oglum neler ögrendin? Anlat da sevineyim."
"Olur, anacıgım." demis Hoca. "Simdilik isin yarısını ögrendim. Dikilmis seyleri söküyorum. Ömrüm de yeterse, elbise dikmeyi de tez zamanda ögrenecegim." 

 

...:..: Pamuk :..:...

 

...:..: Peştemal:..:...

Timur ile Hoca bir gün hamama giderler. Hosbes ederken Timur, Hoca'ya sorar:
"Hoca, ben köle olsam bana kaç para deger biçerdin?"
Hoca:
"Ben bu isin tellali degilim ama bir 15 akçe ederdin!"
Bu laf üstüne Timur çok sinirlerinir:
"Hoca" der "Senin dedigini kulagin duyuyormu? Sadece bu pestemal 15 akçe eder be!"
Hoca hiç istifini bozmadan:
"Ben zaten pestemale biçtim bu fiyati!" der.... 

...:..: Ramazan :..:...

Bir Ramazan günü Nasreddin Hoca'nin gözleri susuzluktan afallamis. dayanamayip bir çesmeye çaktirmadan yanasir. Tam suyunu içerken, bir köylü görmüs hocayi :
-Aman hoca, günah degil midir bu yaptigin !
-Yikil karsimdan, Ramazan gider bir daha gelir, ama ben gidersem bir daha gelmem ! ne günahi ... 

...:..: Şair Hoca:..:...

Bir gece Hoca, birdenbire uyanır; mışıl mışıl uyuyan karısını dürter :
-Kalk, çabuk şu mumu yak, aklıma bir şiir geldi, hemen yazıvereyim!
Deyince, karısı kalkıp mumu yakar, diviti ve kağıdı Hoca'nın önüne koyar.Hoca, çabuk çabuk birşeyler yazdıktan sonra yatmak üzereyken karısı merakla sorar :
-Efendi, şu yazdığını oku bakalım bana!
Hoca nazlanmadan yazdığı şiiri okur :
-Yeşil yaprak arasında kara tavuk kızıl burnu

...:..: Sende Haklısın :..:...

Nasreddin Hoca'nın kadılık (hakimlik) ettiği günlerde adamın biri yanına gelir. Adam,
komşusundan şikayetçidir. Derdini anlatır. Hoca, adamı güzelce dinledikten sonra:

- Haklısın! diyerek gönderir.

Biraz sonra adamın şikayetçi olduğu komşusu çıkagelir. O da az önce gelen komşusundan
şikayetçidir. Derdini anlatır, hakkının verilmesini ister.
Hoca onu da güzelce dinler. Sonra: - Haklısın! diyerek onu da yollar.

O sırada Hoca'nın yanına gelmiş bulunan ve konuşulanlara kulak misafiri olan karısı, bu işe şaşar.
Hocaya:
- İlahi Hoca Efendi! Sen ne biçim kadısın? Birbirinden şikayetçi olan iki adamın ikisi birden hiç
haklı olur mu? diye sorar.

Karısının bu sözleri üzerine Hoca, bir süre düşündükten sonra ona şöyle der:

- Hatun, sen de haklısın

...:..: Tabutun Neresinden? :..:...

Akıllının Biri, Nasreddin Hoca'ya sorar:
- Bir cenaze töreninde tabutun neresinde durmam gerek?
Sağında mı, solunda mı, önünde mi yoksa arkasında mı ?
Hoca gülümser:
- Tabutun içinde olma da neresinde olursan ol.

 

Nasreddin Hoca'nin evine tüccar arkadasi misafir olmus.Hoca ona manti pisirip getirmis. Arkadasi acele edip mantiyi hemen agzina atinca bogazi yanmis. Bogazinin yandigini belli etmemek için basini tavana dogru dikmis ve yanmanin etkisi gidince de basini tavandan indirmeyip sormus :
-Hocam bu tavani ne zaman yaptiniz.
Hoca hemen :
-Bogazina ates düstügü zaman, demis

...:..: Turna Ayağı :..:...

Hoca güzel bir Turnayı kızartıp tepsiye koyar ve Timur'a götürmek üzere yola koyulur.Ancak tepsiden gelen mis gibi kokular Hoca'nın ağzını sulandırır.Bir ağacın altına oturup Turna'nın bir budunu koparır yer.
Timur, Hoca'nın getirdiği Turna'nın tek ayaklı olduğunu anlayınca :
-Bu Turna'nın bir budu nerede Hoca?...diye sorar.
Hoca hemen yanıtlar :
-Bizim köyün Turnaları tek bacaklı olur da..
Timur inanmaz, gözüyle görmek ister.Kalkıp Hoca ile birlikte göl kenarına giderler.Gölde Turnalar tek ayakları üzerinde durduklarından Hoca keyifli keyifli söylenir :
-İşte devletlüm gözünüzle görünüz...
Timur, Hoca'ya döner :
-Al şu oku at, birini vur... emrini verir.
Hoca çaresizlik içinde ok atar.Turnalar birden öteki ayaklarını da çıkarıp kaçmaya başlarlar.
Timur :
-Gördün mü Hoca, hepsi de iki ayaklıymış...
Hoca lafın altında kalır mı? :
-Aman Sultanım, sizde sıkıyı görseniz iki ayağınızla kaçmaz mısınız?

 

 

...:..: Ya İçinde Olsaydım :..:...

Akşam geç saatte eve gelen Hoca pencerede bir karaltı görür.

Hanımına sus işareti yaparak tüfeğini doğrulttuğu gibi ateşler.

Eve girerler, bir de bakarlar ki ateş ettikleri Hocanın cüppesi değil miymiş.

"Hanım ucuz kurtulduk. Ya içinde olsaydım!" der

 

...:..: Ya Üstünde Ben Olsaydim :..:...

Bir gün Hoca eşeğini kaybetmiş. Aramadık yer, sormadık insan bırakmamış ama ne olmuşsa olmuş,bulamamış eşeği.Oturup derdine yanacak yerde, bu hale de şükretmeye başlamış. Komşuları:
-Bre Hoca, canın sağ olsun ama, neticede eşekten oldun, şükredecek ne var bunda?" demişler.
Hoca cevap vermiş:
-A komşular, ben şükretmeyim de, kimler şükretsin, ya
ben de eşeğin üstünde olsaydım!

...:..: Yem :..:...

Nasreddin Hoca, bir gün esegiyle odun getirir. Hava da cok sicak oldugundan hem kendisi hem esegi kan ter icinde kalirlar. Hoca odunlari indirir, yerlestirir.
Karisina:
- Hatun, esek cok yoruldu, onu bir yemleyiver, diye seslenir.
Karisida o gün yorgun oldugundan:
- Efendi, benim isim var, sen yemleyiver, der.
Hoca sicaktan iyice bunalmis vaziyette kendini minderin üzerine atar.
- Olmaz! Hic halim yok, veremem, sen ver der.
Esegin yemini sen vereceksin ben verecegim derken is kizisir. Epeyce tartisirlar.
En sonunda Hoca:
- Pekala! Öyleyse aramizda bahse tutusalim. Kim önce konusursa esege o yem versin. Anlastik mi? der.
Karisi teklifi kabul eder. Ikisi de birer köseye cekilirler.
Az sonra kadin, el isini alarak komsuya gider. Hoca birsey diyemez.
Aradan biraz zaman gecer. Eve bir hirsiz girer. Hoca'yi görünce kacacak olur. Ama Hoca'dan hic ses ve tepki gelmedigini anlayinca kacmaktan vazgecer.
Ortalikta ne var ne yoksa koca bir cuvala doldurur. Hoca'nin gözleri önünde cuvali yüklenerek evden cikar.
Karisi epey zaman sonra eve girip evin halini görür. Esyalarin yerinde yeller esmektedir. Telasla:
- Bu ne hal? Efendi! diye ciglik atar.
Hoca yattigi yerden dogrularak:
- Haydi bakalim Hatun, bahsi kaybettin. Esegin yemini sen vereceksin! der. 



...:..: Yemesi Kolay Olsun Diye :..:...

Timur'un defterdarı hesapta bir yanlışlık yapar.Bunun üzerine Timur o defterdara kağıtları
yedirir ve işten kovar.Yerine Nasrettin Hoca'yı alır.Hoca hesapları yufka üzerinde yapmaya başlar.Timur bunu görür ve sebebini sorar.
Hoca aynen şu cevabı verir:
--Yemesi kolay olsun diye

 

...:..: Tavan :..:...

 

Nasreddin Hoca karin ne oldugunu bilmiyormus.bir gün sabah kalamis ki her taraf kar.tabi karin ne oldugunu bilmiyor pamuk zannetmis.hemen karisinin basina gitmis. demiski:
-Karı karı kalk!her taraf pamuk dolu. yatagi yorgani getir de dolduralim. demis
bunun üzerine yatak yorgan ne varsa hepsini doldurmuslar.ertesi gün olmus nasreddin hoca yine karisini basina gitmis:
-Karı karı kalk!demis hergün çocuklar isiyordu yataga bugünde yastik yorgan isedi demis 

Nasreddin Hoca, kirda sesinin yettigince bagirarak ezan okuyor ve olanca
hiziyla kosuyormus.
Bu durumu gören birkaç kisi, Hoca ya birsey oldugunu düsünerek yanina
yaklasip sormuslar :
- Ne oldu sana, Hoca efendi? Bu ne istir?
Hoca, kosmasini sürdürerek :
- Sesimin nerelere kadar gittigini merak ettim de... demis. Onun için
arkasindan kosuyorum...

Nasreddin Hocanın canı bir gün yahni ister. Kasaba gidip iki kilo et alır, eve gönderir. Hocanın karısı, yahniyi pişirirken komşuları çıkagelir. Misafire ikram edecek başka şeyi olmadığından yahniyi pişirip, komşularına ikram eder. Akşam olup da evine yorgun argın dönen Hoca, yahninin özlemiyle sofraya kurulur.Biraz sonra karısı Hocanın önüne bir tabak bulgur aşı koyar. Hoca kızar:
- Hatun, hani bizim yahni? Karısı misafire ikram ettiğini söylemeye cesaret edemez.
-Hiç sorma efendi! Senin gönderdiğin eti kedi yedi, der. Hoca sofradan kalkar. Kediyi tartar.Kedinin zayıflıktan bir deri bir kemik ve açlıktan bitkin halde olduğunu görür.
Bir karısına bir kediye bakar.
- Hatun, gerçekten eti bu bizim kedi mi yedi? diye sorar. Karısı:
- Evet Efendi! Bu utanmaz kedi yedi, der.
Hoca, koşarak el terazisini getirir. Terazinin bir gözüne kediye, öbür gözüne kilogramları koyar.
kedi tam iki kilo gelir. Hoca karısına bakarak:
- Bak hatun! Şu gördüğün bizim kedi tam iki kilo geldi. Aldığım et de iki kiloydu. Bu tarttığım kedi ise, et nerede? yok bu tarttığım et ise, kedi nerede?! diye sorar.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !