NASREDDİN HOCA FIKRALARI -3-



NASREDDİN HOCA FIKRALARI   2

...:..: Sen O zaman Gör Feryadı :..:...
Hoca eşeğini kaybetmiş ve arıyor, bu arada da neşeli bir türkü tutturmuş.

Birisi kendini sormaktan alıkoyamaz:
-Hoca Efendi, eşeğini kaybettiğini herkes bilirken, türkü söylemeni duymak eğlenceli görünüyor. Oysa kaybına feryat edip ağlaman beklenirdi!
-Son bir ümidim, aptal mahlukun şu küçük tepenin arkasında olabileceğidir. Eğer değilse, bekle ve gör o zaman sen bendeki ağlamayi feryadi!

...:..: Peygamberi Barbar Cengiz :..:...

 

 

Hoca bir gun Timur'un adamlarindan birine sormus:
-Sen hangi mezheptensin?
Adam elini gogsune koyarak,
-Emir Timur! demis.
Oradaki bir baskasi
-Hoca Efendi, bir de peygamberini sor bakalim, demis.
-Gerek yok, demis Hoca. Imami Topal Timur olursa, peygamberi de kesinlikle Barbar Cengiz'dir!. 


...:..: Sahibine Veririm :..:...
Nasreddin Hoca fakirlikten Kurban Bayramı'nda kurban kesememiş.Bayram namazından dönerken sokakta bir keçi görmüş, hemen yakalayıp kurban edip yemiş.Bunu öğrenen komşusu Nasreddin Hoca'ya :

-Hocam kıyamet günü keçi için sorguya çekileceksiniz, o zaman ne diyeceksiniz? demiş.
Hoca :
-İnkar ederim, demiş.
-İnkar edemezsiniz, kıyamet günü keçi dirilip tanıklık edecek.
-Öyleyse daha iyi, demiş Hoca.Kıyamet günü keçi dirilip gelse hemen yakalayıp sahibine geri verip bu dertten kurtulurum


...:..: Sanane :..:...

Birgün Nasreddin Hoca eve dogru yürüyormus bir arkadasi arkadan seslenmis aman hoca gördünmü biraz önce geçen helva kazanini agzina kadar doluydu.Hoca istifini bozmadan banane demis.Arkadasi ama hoca helve kazani sizin eve gidiyordu buna ne dersin demis hoca yine istifini bozmadan ozaman sanane demis. 


...:..: Sende Düştün :..:..

Nasreddin Hocanin bir gün karisi
ölmüs.Bir ay sonra kocasi ölmüs dul bir kadinla evlenmis.Evlendigi kadin Hoca ya sürekli eski kocasini anlatiyormus.Yine bir gün yatakta kocasini anlatiyordu.Iste benim kocam söyle yapardi,böyle yapardi...Hoca sinirlenmis ve kadina bir tekme atmis ve kadinyere düsmüs.Kadin sormus aman Hoca niye attin beni.Hocaninda cevabi hazir:
"Eee yatakta bi sen yatiyosun bi ben bide eski kocan üçümüz siğamadik sende düstün.." 


...:..: Sünnet Diyeyim De :..:...

Nasreddin Hoca'nin evine bir gun uc molla misafirlige gelir. Ucu de birbirinden obur seylermis. Hoca ne yemek cikarmissa silip supurmusler. O kadar ki sahanlarda yemek bitince, bunu da "sunnettir" diye ekmekle iyice siyirirlarmis. Bu sirada odaya Hoca'nin oglu girmis. Mollalar Hoca'yi memnun etmek icin:
-Aman ne guzel cocuk...Adi ne bunun? diye sormuslar.
Hoca:
-Adi Farzdir, demis.
Mollalar sasirip birbirlerine bakmislar:
-Bu ne bicim isim Hoca Efendi? demisler. Simdiye kadar boyle bir isim hic duymamistik.
Hoca hemen tasi gedigine koymus:
-Ya, sunnet diyeyim de onu da mi yiyesiniz? 


...:..: Tarifesi Bende :..:...

Hoca bir ciger almis evine gidiyormus. Yolda bir dostuyla karsilasmis. Adam:
-Bak sana guzel bir ciger yemegi tarifi yapayim da bunu agiz tadiyla ye, demis.
Hoca rica etmis:
-Benim aklimda kalmaz. Bir kagida yaziver.
Adam yazip vermis. Hoca biraz sonra lezzetli bir ciger yemegi yiyecegini dusunerek dalgin dalgin giderken, bir caylak elindeki cigeri kapip kacmis...
Hoca caylagin ardindan bir sure baktiktan sonra elindeki kagidi havaya kaldirmis:
-Agiz tadiyla yiyemeyeceksin. Tarifesi bende!... 


...:..: Testiyi Kırmadan Önce :..:...

Nasreddin Hoca oğlunun eline bir testi tutuşturup çeşmeden su getirmesini istemiş. Çocuk dışarı çıkarken de ensesine bir tokat atıp :
-- Testiyi kırma ha ! diye öğüt vermiş .
Bunu gören komşulardan biri :
-- Yahu Hocam demiş, henüz testiyi kırmadan niye dövüyorsun yavrucağızı ?
Hoca cevap vermiş :
-- Testiyi kırdıktan sonra neye yarar be birader ! 


...:..: Ya Aşka Gelirse :..:...

Nasreddin Hoca ile arkadaşları Konya'da bir eve akşam yemeğine davet edilmişler.Ev eski ve ahşap, bastıkça tahtalar gıcırdıyor, hoca laf atmış :
-Evin tahtaları ses veriyor!
Adam ukala ya :
-Bizim ev pek sofudur, ara sıra zikreder!
Hoca laf altında kalır mı :
-Ya aşka gelip secdeye varırsa!


...:..: Ya Deve Ölür Ya Timür Ya da Ben:..:...

Bir gun Timur, Hoca'yla hosbes ederken, "Buradan attim kilici, varip Halep'de oynadi bir ucu!" kabilinden, sozu uzattikca uzatarak, buyuttukce buyuterek, pireyi deve yapar.. Hoca canindan bezer. O da tutar, Allahin devesini, dev yapili bir mahluk haline kor:
-Dogrusu elimden nice develer gelip gecti ama, boylesini gormedim. Uc desem, kanatlaniyor; yuru desem, ayaklaniyor. Ne care ki, benim comez misali okumasi var, yazmasi yok! kabilinden satar, savurur.
Timur buna, parmagini isirir:
-Aman su mahluku bir goreyim! der.
Hoca hic istifini bozmadan:
-Devletlim, der; bugunlerde, namaz baslarini ogretiyorum. Allah izin verirse, seneye yine geldigimde, onunuze diz coksun!" der
Timur seneyi iple ceker.
O gun gelince, Hoca:
-Sormayin efendim, Kurani okumaya baslayinca, oyle bir aska geldi ki, simdi de, "Hafiz olacagim!" diye tutturdu. Allah ecelden aman verirse, bir daha ki seneye getireyim de hifzini dinleteyim! deyip Timurun otagindan ayrilir.
Timur, gene seneyi iple cekmeye baslar, Hoca'nin esi dostu;
-Bre Hoca, sen kaninla mi oynuyorsun? Kacin kurdu Timur; boyle mavallari yutar mi? diye cekip cekistirince, Hoca;
-Yahu, ne telas ediyorsunuz, seneye kadar cok zaman var. O zamana kadar Ya deve olur, ya ben ya da Timur!. 



...:..: Yelpaze :..:...

Nasreddin Hoca, geçim sıkıntısından tavuk tüyünden yelpaze yapıp satmaya başlamış.Müşteriler yelpazeyi kullanıp denemiş, tüyler hemen dağılmaya başlamış.
-Bu nasıl yelpaze, sallar sallamaz tüyleri dökülmeye başladı, demiş müşteriler.
Hoca :
-Kullanmasını bilmek lazım, yelpazeyi sıkı tutarak, başınızı iki tarafa sallarsanız olur, diye cevap vermiş


...:..: Yemeğin Buğusu Paranın Sesi :..:...

Nasreddin Hoca Akşehir'de kadılık vazifesini yürütürken karşısına iki adam çıkmış. Birisi öteden beri cimriliği ile tanınmış bir aşçı, diğeri de boynu bükük bir fakir. Aşçı sözü almış :
-- Hocam demiş, ben bu adamdan davacıyım. Dükkanın önünde fasulye pişiriyordum. Tencerenin kenarından buğusu çıkıyordu yemeğin. Bu adam elinde somunla geldi. Kopardığı lokmaları yemeğin buğusuna tutup başladı atıştırmaya. Nihayet koca bir ekmeği bitirdi. Ondan fasulye buğusunun parasını istedim, vermedi.
Nasreddin Hoca anlatılanları dikkatlice dinledikten sonra fakire dönüp :
-- Doğru mu bunlar ? diye sormuş.
-- Evet, demiş fakir adam.
-- Öyleyse para kesesini çıkar bakalım.
Zavallı fakir kadı efendiye karşı gelememiş. İçinde üç beş akçe bulunan para kesesini Hoca' ya uzatmış. Bu sefer aşçıyı çağırmış yanına. Keseyi kulağına yaklaştırarak şıngırdatmaya başlamış. Sonra da :
-- Haydi demiş aldın işte alacağını. Aşçı :
-- Nasıl olur ? diye şaşkınlığını belli etmiş. Paramı vermediniz henüz. Hoca cevap vermiş :
-- Fazla uzatma, yemeğin buğusunu satan paranın da sesini alır elbet ! 


...:..: Yorgan Gitti Kavga Bitti :..:...

Hoca bir gece yarısı kapısının önünde bir kavga gürültü duyar, yataktan kalkar karısına seslenir:

-Hanım kalk, şu mumu yakta çıkıp bir bakayım dışarıda neler oluyor.

Karısı onu önlemek istemiş.

-Gece yarısı nene gerek, karışma sen!

-Olur mu hanım! Bu patırtı gürültüde uyunur mu?

Gerçekten kapı önünde bağırıp çağırmalar uzayıp gitmekte imiş, kadın kalkıp mumu yakmış. Hoca hava buz gibi olduğu için yorganı sırtına alıp aşağıya inmiş. Kapı önünde toplananlara:

-Ne oluyor burada?

Diye sormuş, daha ne olduğunu anlamaya kalmadan adamın biri karanlıkta hocanın sırtından yorganı aldığı gibi ortalardan kaybolmuş. Hoca uyku sersemi büsbütün şaşırmış. Zaten kavgada bitmiş, herkes dağılmaya başlamış. Hoca, hırsıza kaptırdığı yorganına üzüle üzüle, soğuktan büzüle büzüle yukarıya çıkmış. Onu merakla bekleyen karısı:

-Neymiş o gürültüler, kavganın nedenini anlayabildin mi? deyince hoca, düşünceli düşünceli şu cevabı vermiş:

-Ne olacak, kavga bizim yorgan içinmiş. Yorgan gitti kavga bitti! demiş

 

...:..: Davetiye :..:...

Nasreddin Hoca'nın komşusu evlenirken Hoca'dan davetiye dağıtmasını istemiş.Hoca şehirde kendini beğenmiş olarak ün kazanan bir zenginin davetiyesini vermeye gitmiş.Hoca'yı gören zengin sinirinden :
-Davetiyeleri dağıtmaya iyi bir insan bulamamışlar mı? demiş.
Nasreddin Hoca :
-İyi insanlar da vardı, ama onlar iyi insanların davetiyelerini vermeye gitti, diye cevap vermiş

...:..: Eski Dolunaylar :..:...

Kaybolan dolunaylari merak eden biri sorar:
-Hoca! Eski dolunaylari ne yaparlar?
-Kırpıp kırpıp yıldız yaparlar!.

...:..: Erkek Mi Dişi Mi? :..:...

Adamın Biri, Hoca'ya sorar:
- Nuh'un gemisine zeytin dalını ağzında getiren güvercin erkek miydi? dişi mi ?
Hoca cevap verir:
- Tabii ki erkekti eğer dişi olsaydı, ağzını o kadar
kapalı tutamazdı!


...:..: Evlilik :..:...

-Hoca, evlilik ne demektir?
-Gunduzleri cifte hirlama, geceleri cifte horlama!

...:..: Haspa :..:...

Hoca Nasreddin camide vaaz verir :
-Sakin ola kariniz, kiziniz süslenip püslenip açik saçik kiyafetlerle sokaga çikmasinlar.
-Ama hoca senin kiz hepsini de yapiyor, diye biri itiraz eder.
Hoca da :
-Ama haspaya da yakisiyor degil mi? 



...:..: Herkes Anlasın Diye :..:...

Nasreddin Hoca esegini pazara götürüp satiliga çikartmis. Esek pek
huysuzlanmis. Kuyrugunu elleyeni tepmis, disine bakani isirmis... Tellal :
- Hoca, demis, bu huysuz esegi kimse almaz. Geri götür...
Hoca altta kalmamis :
- Zaten satmak için degil, bu esekten neler çektigimi herkes anlasin diye
getirmistim pazara!...


...:..: Hırsızın Hiç mi Suçu Yok :..:...

Bir gün Nasreddin Hoca'nın eşeği çalınmış. Can sıkıntısı içinde durumu komşularına anlatınca her kafadan bir ses çıkmaya başlamış. Birisi :
-- Hocam demiş niye ahırın kapısına iyi bir kilit takmadın sanki ?
Bir başkası :
-- Evine hırsız giriyor da senin nasıl haberin olmuyor ? diye konuşmuş.
Bir diğeri de :
-- Hocam demiş, kusura bakma ama eşeğin çalınmasına en büyük sebep yine sensin. Çünkü doğru dürüst bir ahırın bile yok. Nerden baksan dökülüyor. Hoca kızmış :
-- Yahu demiş, iyi, güzel de kabahatin hepsi benim mi ? Hırsızın hiç mi suçu yok ?


...:..: Dünya Kaç Metre :..:...

Arkadaslarindan biri Hoca'ya sorar:
-Hoca, dunya kac metre?
Tam o sirada bir cenaze geciyormus yanlarindan. Hoca onu gostererek:
-Ona sor! Bak, ölçmus bicmis, gidiyor!..

...:..: Kara Kaplı :..:...

Bir keresinde, Hoca Aksehir'de ki mahkemeye kadi tayin edilir. Bir gun bir adam kosarak mahkemeye gelir ve Hoca'ya:
-Farzedelim iki inek mera da dovustu ve biri oldu, Hoca Efendi. Oldurenin sahibi sorumlu tutulacakmidir?
Adamin hilekar gozlerini farkeden Hoca dikkatliydi.
-Yerine gore, der, hukum vermeden.
-Karar vermene yardimci olabilir, Hoca Efendi. Senin inek benimkini oldurdu!.
-Bu halde, genel olarak bilindigi gibi inekler hayvandir. Hayvanlara sebep baglanmadigindan dolayi, kesinlikle sorumsuzlardir. Bu yuzden de, sahibi sorumlu tutulamaz!
-Ozur dilerim, Hoca Efendi, dilim surctu. Benim inek seninkini oldurdu demek istemistim!
Bu haber uzerine, Hoca'nin kani beynine sicrar. Sakalini ceker, kalkar ve yeniden oturur.
-Bu ilk dusundugumden daha karmasik bir durum, der. Memurlugunun tum agirbasliligiyla katibine doner ve ekler "yaninda ki rafta duran kara kapli kitabi ver bakayim!"

 

 

...:..: Parayı Veren Düdüğü Çalar :..:...

Nasreddin Hoca bir gün pazara gidiyormuş. Çocuklar hocanın etrafını sarmışlar. Hep bir ağızdan bağırmaya başlamışlar. Kimisi "Hoca bana çakı al!", kimisi "Hocam bana şeker getir!", kimisi "Hocam bana düdük al!" diye bağırıp dururken, çocuğun biri cebinden bir on kurus çıkarmış "Hocam, bana lütfen bir düdük alabilir misiniz acaba? Size zahmet olacak ama..." demiş. Nasreddin Hoca on kurusu almış, kuşağına sokmuş, yola düzülmüş. Akşam olmuş, Hoca öteberisini almış, pazardan dönerken çocuklar yine etrafını sarmışlar, "Hocam benim çakı nerede?", "Hocam benim şekeri aldın mı?" derken Hoca elini kuşağına atmiş, bir düdük çıkarmış ve "Parayı veren düdüğü çalar" demiş.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !